Yaşam

Yılmaz Birinci’ye Geçmiş Olsun: Gazetecinin Ayağı Durabilir, Kalemi Durmaz

Bazı insanlar vardır; onları bir yerde otururken görmek zordur.

Bir cenazede dostunun yanında, bir cemiyette toplumun içinde, bir belediye meclisinde gündemin peşinde, bir kültür programında not alırken, Türk dünyasının bir meselesinde söz söylerken görürsünüz.

Çünkü onlar için hayat, uzaktan seyredilecek bir sahne değil; içinde bulunulması, sorumluluk alınması ve gerektiğinde bedel ödenmesi gereken bir yolculuktur.

Değerli dostumuz, gazeteci-yazar Yılmaz Birinci de uzun yıllardır böyle bir hayat sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde katıldığı Yeni Kent Konseyi toplantısında yaşanan talihsiz bir münakaşa sırasında dengesini kaybederek yere düşmesi sonucu dizinden ciddi şekilde yaralandığını üzüntüyle öğrendik.

Diz kapağında ve bağlarında meydana gelen hasar nedeniyle bir müddet yürümekte zorlanacağını, tedavi sürecinin zaman alabileceğini ve iyileşmenin seyrine göre cerrahi müdahale ihtimalinin de değerlendirilebileceğini kendisi kamuoyuyla paylaştı.
Her şeyden önce kendisine gönülden geçmiş olsun diyoruz.

33 YILLIK BİR MESLEK YOLCULUĞU

Yılmaz Birinci’yi tanıyanlar bilir.
Onu yalnızca “gazeteci” kelimesiyle tarif etmek eksik kalır.

Yaklaşık 33 yıldır gazeteciliğin içinde olan; Sakarya Akyazı’dan İstanbul Bayrampaşa’ya, Türkiye’nin meselelerinden Türk dünyasının gündemine kadar geniş bir alanda kalem oynatan, toplantıları takip eden, insanlarla temas kuran ve yaşadığı toplumun meselelerine kayıtsız kalmamaya çalışan bir isimdir.

Özellikle yerel gazeteciliğin ne kadar emek isteyen bir meslek olduğunu bilenler, bu yılların ne anlama geldiğini çok daha iyi anlayacaktır.

Yerel gazeteci bazen bir belediye meclisinde saatlerce oturur.
Bazen bir cenazede insanların acısını paylaşır.

Bazen bir derneğin küçük salonunda geleceğe dair söylenen önemli bir cümlenin peşine düşer.

Bazen herkes evine gittikten sonra bilgisayarının başına oturup gece yarısına kadar haberini hazırlar.
Çünkü gazetecilik yalnızca “Ne oldu?” sorusunu sormak değildir.

Asıl mesele;
“Neden oldu, kimi etkiliyor ve toplum bundan ne öğrenmeli?”
sorularını sorabilmektir.

YEREL BASIN BİR ŞEHRİN HAFIZASIDIR

Bugün sosyal medya çağında herkes birkaç saniye içerisinde bir görüntü paylaşabiliyor.
Fakat görüntü paylaşmakla gazetecilik yapmak aynı şey değildir.

Gazetecilik; araştırmak, doğrulamak, dinlemek, karşılaştırmak ve nihayetinde vicdan terazisinde tartarak kamuoyuna aktarmaktır.

Bu nedenle yerel basının temsilcileri çok değerlidir.
Çünkü ulusal basının göremediğini çoğu zaman onlar görür.

Mahallenin sorununu onlar bilir.
Belediye meclisindeki tartışmayı onlar takip eder.

Esnafın sıkıntısını, vatandaşın talebini, sivil toplumun faaliyetini onlar kayıt altına alır.

Bugünün küçük görünen bir haberi, yarının şehir tarihinin belgesi olabilir.

Bu bakımdan Yılmaz Birinci gibi yıllarını sahada geçirmiş gazetecilerin biriktirdiği tecrübe yalnızca kişisel bir meslek birikimi değildir; aynı zamanda yaşadıkları şehirlerin toplumsal hafızasının bir parçasıdır.

GAZETECİNİN AYAĞI DURABİLİR, KALEMİ DURMAZ

Yılmaz abimizin açıklamasında dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri şudur:

Sağlığı nedeniyle bir süre cenazelere, cemiyetlere ve çeşitli programlara katılamayacak olsa da gazeteciliğe evinden devam edeceğini ifade ediyor.
İşte meslek sevgisi biraz da budur.

Beden bazen insana “dinlen” diyebilir.
Hayat bazen bizi istemediğimiz bir mola vermeye mecbur bırakabilir.

Fakat fikirler yürümeye devam eder.
Vicdan yürümeye devam eder.

Sorumluluk yürümeye devam eder.
Ve en önemlisi;
Kalem yürümeye devam eder.

Bugünün teknolojisi sayesinde gazetecilik artık yalnızca sokakta yapılmıyor. Telefon, bilgisayar ve dijital yayıncılık imkânları gazeteciye bulunduğu yerden toplumla bağını sürdürme fırsatı veriyor.

Dolayısıyla Yılmaz Birinci’nin bir süre sahalardan uzak kalması, mesleğinden uzak kalması anlamına gelmeyecektir.

Bayrampaşa ve Haber İstanbul üzerinden haberlerini ve değerlendirmelerini okuyucularıyla buluşturmaya devam edeceğini belirtmesi de bunun en güzel göstergesidir.

ŞİMDİ ÖNCELİK SAĞLIK

Ancak sevgili Yılmaz kardeşimize bir dost tavsiyemiz de olsun:
Programlar bekler.
Toplantılar bekler.
Haberler yine yapılır.
Cemiyetler yeniden kurulur.
Fakat sağlık ertelenmemelidir.

Yıllardır başkalarının haberinin peşinden koşan bir gazetecinin bugün biraz da kendi sağlığının peşinden koşması gerekir.
Tedavisini ihmal etmeden, doktorlarının tavsiyelerine uyarak, gerektiği kadar dinlenerek yeniden ayağa kalkmalıdır.

Çünkü dostlarının ve okuyucularının onu yeniden toplantılarda, programlarda, sokaklarda ve Türk dünyası çalışmalarında görmeye ihtiyacı vardır.

DOSTLUK İYİ GÜNDE FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK DEĞİLDİR

Böyle zamanlar bize başka bir hakikati de hatırlatıyor.
Dostluk yalnızca güzel günlerde yan yana gelmek değildir.

Asıl dostluk, insanın zor gününde telefonunu çalmak, hâlini hatırını sormak ve “Buradayız” diyebilmektir.

Toplum hayatında yıllarca koşturan, başkalarının acısına, sevincine, düğününe, cenazesine ve meselesine yetişmeye çalışan insanların kendi zor zamanlarında yalnız bırakılmaması gerekir.
Çünkü vefa, medeniyetimizin en güzel kelimelerinden biridir.
Vefa yalnızca geçmişi hatırlamak değildir.
Vefa, emek vereni unutmamaktır.

DAHA GÜÇLÜ DÖNECEKSİN YILMAZ KARDEŞİM

Sevgili Yılmaz Birinci…
Şimdi biraz dinlenme zamanı.

Yıllardır sokak sokak, toplantı toplantı, program program koştun.

Bir süre de dostların seni arasın.
Bir süre de haberler sana gelsin.
Bir süre de bedenine iyileşmesi için fırsat ver.

Çünkü önümüzde daha yazılacak çok haber, konuşulacak çok mesele, gidilecek çok program ve Türk dünyası adına yapılacak çok çalışma var.

İnanıyoruz ki bu talihsiz günler geride kalacak.

Sen yeniden ayağa kalkacak, fotoğraf makinenle, notlarınla ve kaleminle sahalara döneceksin.

Ve belki de bu süreç hepimize önemli bir hakikati yeniden hatırlatacak:

İnsan bazen düşebilir; önemli olan düştüğü yerde kalmamasıdır.

Ayağın bir müddet dinlenebilir.
Programlara ara verebilirsin.

Fakat biliyoruz ki senin gibi mesleğine gönül vermiş insanların kalemi kolay kolay susmaz.

Başta şahsım olmak üzere bütün dostlarımız adına değerli gazeteci-yazar Yılmaz Birinci’ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyorum.

Rabbim sağlıkla, güçle ve huzurla yeniden ayağa kalkmayı nasip etsin.

Seni yeniden dostlarının arasında, cemiyetlerde, belediye meclislerinde, kültür programlarında ve Türk dünyası çalışmalarında görmek dileğiyle…

Geçmiş olsun Yılmaz kardeşim.

Dostluğumuz da duamız da seninle.

Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK
Genel Başkanı

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir